Gölgedeki Sesler (Novella)

Gölgedeki Sesler

Bu topraklarda bazı insanlar kaybolmaz. Kaybedilir.

Berlin’de yaşayan Ronahî, yıllardır uzak durduğu memleketin sessizliğini bir gün yeniden duymaya başlar. Kayıp bir genç, kırık bir telefon, yarım kalmış bir cümle… Ve konuşmaktan korkan bir ülke.

1990’larda binlerce insanın faili meçhul cinayetlerle yok olduğu bir coğrafyada, korku hâlâ aynı yerinde durmaktadır. Konuşanların başına ne geldiğini herkes bilir. Bu yüzden sessizlik bir alışkanlık değil, bir hayatta kalma biçimidir.

Ronahî, Dersim’den gelen bir ses kaydıyla kendi adının bu sessizliğin içinde geçtiğini öğrenir. Bir gölge, bir tanıklık, bir kayboluş… Hepsi birbirine bağlanır. Ve o bağ, onu Berlin’den alıp dağların karanlığına götürür.

Gölgedeki Sesler, bir gizemin değil, bir gerçeğin hikâyesi. Korkunun bir insanın hayatını nasıl şekillendirdiğini, nasıl susturduğunu, nasıl yönlendirdiğini anlatan bir novella. Kaybolanların birer rakam değil, birer sessizlik olduğunu hatırlatan bir tanıklık.

Bu hikâye kurgu olabilir. Ama korkusu, sessizliği ve gölgesi — bu coğrafyada yaşayan herkesin bildiği kadar gerçektir.

Alan Lezan || 03.10.2026

There are no comments on this post.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir