Sipan, iki dünya arasında sıkışıp kalmış genç bir adamdır. Qamişlo’da doğmuş, Berlin’de savrulmuş; plansız, yönsüz, ayaklarının altında sağlam bir zemin olmadan yaşar. Gündüzleri değişen şantiyelerde beton taşır, geceleri ise müzik, ışık ve eksantrik kadınlarla dolu arka avlularda kaybolur – Janett, Mira, Luna.Her biri, Sipan’ın kendisinin bile kavrayamadığı bir yanını yansıtır.
Ama çocukluğundan kalan bir düş onu yeniden yakaladığında, içinde bir şeyler çatlamaya başlar. Hiç göndermediği bir mektup. Onu yeni dünyasından koparan bir kavga. Ve kendisiyle yüzleşmeye zorlayan bir kış.
Soğukla yakınlık arasında, geçmişle şimdi arasında, kaçtığıyla aradığı arasında Sipan sessiz, gösterişsiz ama gerçek bir başlangıç bulur.
Bu, yurt, kayıp, özgürlük ve insanın kendini sabah ışığında yeniden bulabilme ihtimali üzerine şiirsel bir novella.
Alan Lezan || 09.08.2026

Bir Cevap Yazın