Rojîn&Zerya
— dillerinin susturulmak istendiği, konuşmanın bir yaşam ve ölüm meselesine dönüştüğü bir zamanda sesleri yankılanan iki kız kardeş. Çocuk yaşta köylerinden koparılıp, Kürdçenin yasaklandığı ve Türkçenin hayatta kalmanın tek şartı kılındığı bir devlet yatılı okuluna götürülürler.
Sınavlar, sansür ve zorunlu sürgünler arasında direnişleri sessizce büyür: Hafızayı bir arada tutan şarkılar, isimler ve haritalar…
Bu novella, kişisel anıları belgesel parçalarıyla harmanlayarak kayıpların, arayışların ve yavaş yavaş yeniden buluşmaların hikâyesini anlatıyor. Kız kardeşleri on yıllar boyunca — yatılı okullarda, kamplarda, şehirlerde ve geri dönüş çabalarında — takip ederken; dilin kimliği nasıl şekillendirdiğini ve tanıklık etmenin nasıl bir kurtuluşa dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bir dönemin ve o dönemden sağ çıkanların dokunaklı ve şiirsel bir portresi: Konuşmaya, susmaya ve isimlerin unutulmaması için kararlılıkla anılmasına dair bir kitap.
Alan Lezan || 08.05.2026

Bir Cevap Yazın